Japonya’nın yörüngeye oturttuğu “Kaguya” uzay aracı, Ay’ın yerüstü ve yeraltı özelliklerini incelemeye başladı.
Japonya Uzay Kurumu (JAXA), H-2A füzesiyle 14 Eylül’de uzaya gönderilen ve Ekim başında yaklaşık 100 km irtifada Ay’ın yörüngesine oturtulan “Kaguya”nın, 2008 sonbaharına kadar Ay’ı ayrıntılı şekilde inceleyeceğini açıkladı.
Ana uzay modülüne bağlı iki uydudan oluşan “Kaguya” sondası, Ay’ın ayrıntılı haritasını çıkaracak, Ay toprağındaki mineral ve diğer elementlerin dağılımını belirleyecek, toprak yüzeyi ve alt katmanların yapısını inceleyecek.
Sonda, Ay’ın manyetik özelliklerini de araştıracak ve enerji parçacıklarıyla plazmaların (iyonize olmuş gaz) davranışını gözlemleyecek.
“Kaguya”, görevini tamamladıktan sonra Ay’a intihar dalışı yapacak.
Japonlar, bu projeyi 60 ve 70’li yıllardaki Amerikan Apollo programlarından bu yana en iddialı proje olarak tanımlıyor.
Dünyanın ilk elmas Bluetooth kulaklığı
Motorola, dünyanın ilk elmas Bluetooth kulaklığı Diamond MOTOPURE H12 ile Bluetooth kulaklık portföyünü seçkin bir alternatif sunarak geliştiriyor.
Motorola, özel yapım lüks cep telefonu tasarımcısı Alexander Amosu ile birlikte ürettiği dünyanın ilk altın ve elmas Bluetooth kulaklığı Diamond MOTOPURE H12'yi kullanıcıların beğenisine sunuyor.
Lüks tüketim beklentilerini tam anlamıyla karşılamaya yönelik olarak sınırlı sayıda üretilen Diamond MOTOPURE H12'yi, 18 ayar altın ve toplam 3,47 karatlık, mükemmel kesimli 180 elmas süslüyor. Özel siparişle satın alınabilen kulaklık, 18 ayar beyaz veya sarı altının yanı sıra beyaz, pembe veya siyah elmas seçenekleri ile sunuluyor.
4.000 ve 6000 poundluk iki ayrı versiyon olarak hazırlanan Diamond MOTOPURE H12, yalnızca Selfridges (Londra/Manchester) ve Harvey Nichols (Londra) mağazalarında bulunuyor.
Üstün teknik özellikleri seçkin bir moda anlayışıyla harmanlayan Diamond MOTOPURE H12 aynı zamanda, Motorola'nın arka plan gürültüsünü ortadan kaldırarak temiz ve net bir konuşma yapmaya olanak tanıyan CrystalTalk teknolojisini ilk kullanan kulaklık olarak da dikkat çekiyor.
Şu ana kadar yalnızca 100 adet üretilen bu olağanüstü cihaz, yeni yılda da pek çok kişinin sahip olmayı beklediği bir arzu nesnesi olma iddiası taşıyor.
Alexander Amosu, işbirliği ile ilgili olarak "Tasarımları bizim stil ve kalite anlayışımızla benzerlik taşıyan Motorola ile bu projede birlikte çalışmak bizi oldukça heyecanlandırdı" açıklamasını yaparken Motorola Pazarlama Müdürü James King ise "Motorola ürünleri yıllardır stil ve moda açısından gelinen son noktayı temsil etmiştir. Şimdi ise Diamond MOTOPURE ile yeni bir açılım sağladığımıza inanıyoruz." dedi.
Diamond MOTOPURE H12'ye sahip olmak için www.amosu.co.uk adresinden de sipariş verilebiliyor.
NASA Mühendisi 15 yıl sonra Türkiye'ye dönüyor
ABD'deki NASA Uzay Araştırmaları Üssü'nde 15 yıl kıdemli roket mühendisi olarak görev yapan Turgut Çakırağa, geçen yıl Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'le tanıştığını, bakanın kendisinden emekli olduktan sonra beş yıl Türkiye'de görev yapmasını istediğini söyledi. Bu teklifi seve seve kabul ettiğini ve bilgilerini Türk halkının yararına kullanacağını aktaran Çakırağa, bilişim çağının jet hızıyla ilerlediğini, ayak uydurmak zorunda olunduğunu belirtti.
Türk Alman Eğitim Vakfı (TAKEV) Fen Lisesi'nin daveti üzerine okulda konferans veren bilim adamı, öğrencilere uzay gemileri ve üsleri hakkında bilgi verdi. Öğrencilerin sorularını da cevaplayan Turgut Çakırağa, NASA'da 20 bin mühendisin görev yaptığını, bunlardan ancak 100'ünün Türk olduğunu kaydetti. Hiç kimsenin yapmadığı çalışmaları yapmayı ilke edindiğini ve çalışmaya sabah saat 05.00'ten itibaren başlayıp 06.30'da genel toplantılara katılarak güne başladığını aktaran Çakırağa, uzayda kanser ve kemik erimesi gibi birçok hastalığa çare arandığını ifade etti. Türkiye'ye gelme konusuna açıklık getiren Çakırağa, "Savunma Bakanı'yla tanıştım geçen sene. Emekli olduktan sonra Türkiye'ye beş sene hizmet etmemi istedi." dedi.
Bugüne kadar onlarca nükleer santralın dizaynını yaptığını belirten Çakırağa, Türkiye'nin nükleer enerji yerine diğer seçenekleri kullanmasını önerdi. Bu konuda ABD'nin de ne yapacağını bilemediğini aktaran bilim adamı, güneş enerjisinin araştırılarak hayata geçirilmesini tavsiye etti. Hidroenerjinin çok fazla olduğunu belirterek bunun kullanılması yönünde çalışma yapılmasını da tavsiye eden Çakırağa, "ABD bile nükleer atıklar konusunda ne yapacağını bilmiyor. Havuzlarda suyun içinde depoluyor. 200-300 sene nasıl bekletileceği belli değil. Çalışmalar yapılıyor ama sonuçlanmış değil." şeklinde konuştu.
Diğer yandan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sipariş verdiği 4 AWAX uçağının projesi hakkında da basın mensuplarına bilgi veren roket mühendisi Çakırağa, bu uçakların Amerikan Hava Kuvvetleri'nde bile bulunmadığını söyledi. Menzillerinin daha uzun olduğunu ve sistemin Türkiye'de üretileceğini aktaran Çakırağa, böylelikle Hava Kuvvetleri'nin de ilerleme sağlayacağını sözlerine ekledi.
Turgut Çakırağa, bugüne kadar uzaya 600 yolculuk yapıldığını, bir astronotun uzaya gidebilmesi için sağlık durumunun çok iyi olması ve en az bir jet uçurabilmesi gerektiğini kaydetti. Astronotların beş yıl eğitim aldığını hatırlatan Çakırağa, ortalama bir yolculuğun 15 gün sürdüğünü kaydetti.
Evde NASA teknolojisi
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), tarafından hazırlanan ve internetten ücretsiz indirilen ''Virtual Lab'' isimli program, NASA teknolojisinin evlere taşınmasını sağlıyor.
Sanal mikroskop görevi gören yazılım, Nasa laboratuvarlarında elde edilen mikroskop görüntülerini bilgisayar kullanıcılarının hizmetine sunuyor.
İçinde binlerce örnek olan bir arşive sahip yazılımla, seçilen örnekler yüksek çözünürlükte 145 bin kat yakınlaştırılabileceği gibi, gerçek bir mikroskopta olduğu gibi netlik ayarları değiştirilebiliyor.Çeşitli böcek türleri, elektronik devreler, çiçekler, hatta insan kanı, köpek kalbi ile taş ve fosil örneklerinin incelenmesine izin veren, kişisel olarak evlerde bulunması imkansız hatta bir çok ülkede bile az sayıda bulunan özel elektron mikroskobu, bir böceği en ince ayrıntısına kadar inceleme imkanı sağlıyor.
Sanal mikroskop programının özelliklerini en üst düzeyde kullanmak isteyenler, ''learn.arc.nasa.gov/vlab/index.html'' adresinden bilgi alabileceği gibi başta çocuklar olmak üzere bir çok kişinin sorularını yanıtlayacak program siteden indirilebiliyor.Sanal mikroskop, nesnelerin element değerlerini de ayrıntılı olarak gösteriyor, örneğin kullanıcılar, Kosta Rika kumsalından alınan bir örnekte hangi elementin ne kadar yoğunlukta bulunduğunu inceleyebiliyor. Elementler çeşitli renklerle ayrıldığı gibi, üzerlerine gelindiğinde element değerleri hakkında daha detaylı bilgi sağlanıyor.
3 BOYUTLU ÇALIŞIYOR
Program, ilk yüklendiğinde 90 örnekte toplam 62 gigapiksellik fotoğraf bilgisi sunuyor. NASA'da kullanılan toplamda milyarlarca dolar değerindeki elektron mikroskobu (Philips Environmental Scanning Electron Microscope), florasan ışık mikroskobu (Fluorescence Light Microscope) ve atomik kuvvet mikroskobundan (Atomic Force Microscope) elde edilen görüntüler 3 boyutlu olarak meraklıların beğenisine sunuluyor.
Sanal NASA laboratuvarı, kullanıcılarına sunduğu üstün kalite görüntüsüyle aynı zamanda gerçek mikroskoptan inceleniyor havası veriyor. Sanal mikroskopta verilen örneklerde, herhangi bir noktayı yönetmek, büyütmek, kontrast ve parlaklık parametrelerini ayarlamak, odağı değiştirmek, temel düzenlemeyi analiz etmek, özellikleri ölçmek ve üç boyutta veriyi sağlamak mümkün oluyor.
Ayrıca, arayüzde, örneklere açıklayıcı not ekleme imkanı sağlayan programda, önceden yaratılan açıklayıcı notlar da incelenebiliyor.Dünyada büyük ilgi gören programla ilgili çeşitli internet sitelerinde görüşlerini açıklayan uzmanlar, programın özellikle lise ve üniversite dönemindeki gençlerin eğitimlerine katkı sağlayacağını vurguluyorlar.
Dünya bilimine katkımız yüzde 1
Yapay tartışmalara boğulan Türk üniversiteleri, bilim üretmeyi unuttu! Son 25 yılın uluslararası bilimsel dökümüne göre Türkiye dünya bilimine yüzde 1'lik bir katkı bile yapamamış.
TÜBİTAK'ın uluslar arası verilere dayanarak kitaplaştırdığı Türkiye Bilimsel Yayın Göstergeleri, suni ve gereksiz tartışmalarla gündeme getirilen üniversitelerimizin bilim alanındaki içler acısı durumunu ortaya çıkarttı. Kitapta, 1981'den 2006 yılına kadar uluslar arası dergilerde yayınlanan makalelerin dökümü yapıldı. Türkiye, ülkeler sıralamasında 21'inci oldu. Sıralamaya göre, ABD'nin 5 milyon 861 bin 401 makale üretip 123 milyon 847 bin 576 atıf aldığı dönemde Türk üniversiteleri sadece 98 bin 186 yayın yapabildi.
KENDİLERİNE ATIF YAPTILAR Türkiye'nin makale bazında dünya bilimine katkısı yüzde yarım oldu. Üstelik Türk bilim adamları, kendi makalelerine kendileri atıfta bulunarak referans atıf sayısını yükselttikleri halde, dünya bilimine yüzde 1'lik bir katkı bile yapamadık. Kendine yapılan atıflar çıktığında Türkiye'nin orijinal yayın sayısı 64 bine, atıf sayısı ise 112 bine geriliyor. Türk üniversiteleri, özellikle temel bilimlerde sınıfta kaldı. Matematikte 25 yılda ancak 1197 yayın yapıldı ve 2 bin 649 atıf alındı. Kendine yapılan atıflar çıktığında yayın sayısı 747'ye, atıf sayısı da 498'e geriledi.
TEK BAŞARI TIP ALANINDA 25 yılda fizik yayını sayısı 7 bin 359, atıf sayısı da 39 bin 435 gibi görülürken, kendine atıflar çıkarıldığında yayın sayısının bir anda 347'ye, atıf sayısının da 4 bin 40'a düştüğü gözlendi. Türkiye hukukta tam bir bilimsel çöküş içinde. 25 yılda sadece 14 hukuk makalesi yazıldı. 14 makaleye bir atıf yapılmış, o da yazarın kendisi tarafından! Klasik sanatlarda makale sayısı ise 3’te kaldı. Tarih, Edebiyat, Felsefe, Din ve Dinayet dallarında da durum içler acısı. Uluslararası alanda göğsümüzü kabartan tek dal tıp oldu. Yayınlanan 98 bin 186 yayının 38 bin 161'ini klinik tıp oluşturdu.
KÖKLÜ KURUMLAR SINIFTA KALDI Üniversitelerimize baktığımızda, 1956'da kurulan ODTÜ'nün yayın sayısı 5 bin 711, (kendine atıflar hariç 3 bin 35), en eski üniversite İstanbul Üniversitesi'nin 8 bin 841 (kendine atıflar hariç 5 bin 736), Boğaziçi Üniversitesi'nin 2 bin 383 (kendine atıflar hariç bin 225), İTÜ'nün yayın sayısı ise 4 bin 27 (kendine atıflar hariç 2 bin 2) oldu. Askeri okullarda da durum dikkat çekici. 25 yılda Kara Harp Okulu 16, Deniz Harp Okulu 15, Hava Harp Okulu 7, GATA 852 yayın üretti. İşi bilimsel araştırma yapmak olan TÜBİTAK da bu sürede kendine atıflar dahil bin 933, kendine atıflar çıkıldığında bin 191
Asteroit'in Mars'a çarpma olasılığı arttı
Futbol sahası büyüklüğündeki asteroit 2007 WD5'in kızıl gezegen Mars'a çarpma olasılığının yüzde 4'e yükseldiği bildirildi...
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Yere Yaklaşan Cisimler Programının başkanı Don Yeomans, göktaşının yörüngesi ve uçuş yoluyla ilgili yeni hesaplamaların, daha önce 75'te 1 olarak bulunan oranı yüzde 4'e yükselttiğini söyledi. Uzay taşı 2007 WD5'in dünya için tehdit oluşturmadığı ve Mars'a 44 bin 898 kilometre mesafede olduğu, bilim adamlarının asteroiti izlemeye devam edeceği bildirildi.
2007 WD5, kasım ayının sonunda NASA sermayesiyle kurulan Arizona'daki Catalina Uzay Araştırma birimi tarafından keşfedilmişti. Asteroitin 30 Ocak 2008'de Mars'a çarpabileceği belirtiliyor.
Dünyanın en eski insanı Denizli'de
Denizli'de bir traverten mermer ocağında bulunan Türkiye'nin ilk Homo erectus insan fosili bilim dünyasında heyecan yarattı. Fosili bulan Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Mehmet Cihat Alçiçek, fosilin yaklaşık 500 bin yaşında olduğunu belirterek, "Daha önce bulunan en eski iki ayağı üzerinde dik durabilen Homo erectus fosili 15 bin yıllıktı.
Bu nedenle bu dünyanın en eski Homo erectus fosili oldu. İlk insan fosilleri bilim dünyasında nasıl Afrika insanı, Jawa insanı veya Pekin insanı diye anılıyorsa, Denizli'de bulduğumuz fosil Denizli insanı olarak anılacak" dedi.
FOSİLDE VEREM MİKROBU ÇIKTI Alçiçek, "Bulunan kafatası parçası, 20-40 yaş arası bir erkeğe ait. Dünyadaki bütün insanların Afrika kökenli olduğu ve dağılma sırasında Ortadoğu ve Anadolu'dan geçmiş olmaları gerektiği biliniyor ama kanıtlanamıyordu. Bu kafatası parçası, ilk insanların dağılışları konusunda önemli bir boşluğu dolduruyor" dedi. Fosilde tüberküloz mikrobuna da rastlandığını belirten Alçiçek, "Bugüne kadar veremin, birkaç bin yıl önce çıktığı sanılıyordu" diye konuştu.